ησвℓe Ŧ๓

"Ana Siteye ulaşmak için buraya tıklayın."

5 Mayıs 2010 Çarşamba

~ Uzun bir yaşam..

Bilmem niye, ama tamı tamına iki aydır yazmıyordum buraya, daha önemli işler vardı belki, belki de sizlerden sıkılmıştım. Ah, yok canım tabi ki şaka yapıyorum, kimseden sıkıldığım yok, kendim hariç.
İğrenç bir sınav kompleksine girdim, haliyle. Zaman akıp gidiyor ve her giden saniye de bizlerden birşeyler götürüyor işte..

Bunu yazacağım, evet.

" Niye her geçen gün bir şeyler kaybetmek zorundayız? " Yaşamak için birşeyleri feda etmeliyiz o halde. Eğer bu ufak tezim doğruysa, ölümsüz bir insan olmaz. Şaka yapmıyorum, daha derin düşünebilirsiniz. Açıklayayım, şöyle ki;

Farkındayız hepimiz, çok sevilen, çok seven bir insan uzuuun ve mutlu bir yaşam sürer. Ya tek olanlar, kimsesi olmayıp yalnızlığa mahkum kalanlar? " Yalnızlar çabuk ölür. " derler, bakın, demek ki varmış böyle bir durum. Yalnız olanın feda edebileceği hiç bir maneviyatı yoktur, yaşama feda sunamadığı için çabuk ölür. Uzun yaşayanlar ise çok kayıp vermiş ama hala yanında, arkasında sırtını dayayabilecek onlarca insan olan değil midir?

Bunu iki farklı şekilde yorumlarsınız ancak; birincisi benim deli olduğum, ikinicisi ise dahi. Her ikisi de olabilir, zira aralarında farklılık da yoktur. Deliler de dahiler de uzun yaşar, onlar kusurları örtüp, kolayca unutabilen kişilerdir çünkü. Bu yüzden sevilirler, bu yüzden mutludurlar, bu yüzden uzundur yaşamları..

Biraz paslandığımı hissediyorum. Ya da sizler çok ışıldıyorsunuz. Bence parlayan sizlersiniz. Niye mi? Öncelikle paslandığımı söylemeyip egomu tatmin etmek istedim. Diğer neden de, iki uzun ay sonra her birinizin çok büyük tecrübeler yaşadığını varsaymamdan. Tabi ki hepiniz daha güçlü oldunuz, bazı sorunlara göğüs gerdiniz, belki mutlu oldunuz, belki de ağladınız. Ancak yaptığınız tek şey bu değildi. Kazancınız sadece mutlu olmak ve ya tecrübe sahibi olmak değildi. Olgunlaştınız. Ve ben de öyle sanırsam, artık insanları takdir edebiliyorum, insanlara içten gülebiliyorum. Ve -yukarıda yazan sadece espriydi- artık ego sahibi olmadığımı düşünüyorum..

Peki neye borçluyum bunu? Neye borçluyuz?

Güçlüklere göğüs germeye, asla susmamaya, sürekli yaşamaya tabi ki. Sürekli yazmaya..

" Daha güçlü ve bilinçli olmak için.. "

Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerlendir, yorum yap ki ne olduğumu bileyim. Ya da çaba sarf edeyim. Edeyim ki okunabilecek birşeyler çıksın ortaya. Yaz hadi.