ησвℓe Ŧ๓

"Ana Siteye ulaşmak için buraya tıklayın."

8 Ağustos 2010 Pazar

~ Karanlık Merdivenler..

"(...) Kapıdan içeriye yavaşça girdiğimde, beni ufak bir holden başka birşey beklemiyordu. Yavaşça ilerlediğimde, ortalığın karanlık olduğunu yeni fark etmeye başlamıştım. Loş bir ortamdı, ilerlerken duvardaki aile sembolleri ve yağlıboya tablolarına bakıyordum. Bir süre yürüdükten sonra bir merdiven ile karşılaştım. Uzun, dar ve karanlık merdivenlerdi bunlar. Yavaşça sol ayağımı atarak ilerlemeye başladım. Minik adımlarla tırmanıyordum dar merdivenleri. Neden sonra birşey fark ettim. Karanlık merdivenler arasında ufak bir kız oturuyordu. Etrafın siyahlığında dikkati çeken sadece beyaz uzun geceliğiydi. Yalnızca o ve ben vardık o karanlık ve dar merdivenlerde, an geçti ve göz göze geldik. Gri gözleri ışık gibi parıltı saçıyordu. Ürkütücü ancak, vazgeçilemeyen bir görüntüydü bu. Hiç olmadığı kadar korkmuş ve bir o kadar da cesaretlenmiştim. Yavaşça lekeli duvar kağıdında ellerimi sürterek yürümeye başladım. Profesyonelce yapılmış kirli ve tozlu tabloların arasında ellerim kayıyordu adeta. Kıza doğru yürümeye devam ettim ve yavaşça yanına yaklaştım. Yanına oturduğumda, korkum tamamen silinip gitmişti adeta. Ufak kız zorla oraya oturtulmuş ve bacaklarından merdiven tahtalarına zincirlenmişti. Elimi una uzattığımda, korkarak geri çekilmesi kalbimde birşeylerin paramparça olmasına neden olmuştu. Elimi yavaşça indirdim. İkimizin de gözlerinden birer damla yaş aşağıya süzülmüştü ki, bu bizim kalplerimizin birliğini gösteriyordu. Minik kıza kısık sesle şunu sorabildim..

" S-sen.. İ-i-iyi misin? "

Kıza doğru adım attığımda, beklemediğim birşey olmuştu, kız ayağa kalkarak, belime sarılmış hıçkırıklarını hiç saklamadan ağlamaya başlamıştı. Elimi kaldırıp, minik kızın kafasına götürdüm. Siyah, uzun ve düz saçlarını kalbimdeki tüm şefkat ile okşamaya başladım. Kızdan yavaşça ve istemeyerek kendimi ayırdım. Üzerimdeki takım elbisenin iç cebine sol elimi attım ve oradaki 9mm'yi çıkardım. Kıza baktığımda, gülümsedim yavaşça. Korkmasına rağmen hiç birşey söylemiyor, tepkide bulunmuyordu. Yavaşça silahı aşağıya doğrultup, göz yaşları arasına tetiğe bastım...

...

Bu gerçekten tutsak bir ruhu özgür bırakmak için olan tek yoldu. Silahımdaki susturucu sayesinde çok ses çıkmadan bitmişti. Kızın minik ayakları yavaşça boşaldı ve merdivenler üzerine devrildi. Karanlık merdivenlerde bir melek yatıyordu sanki.. Silahımı tereddütsüzce yerine yerleştirdim. Loş ışığın vurduğu kapıya doğru kafamı çevirip baktım bir an. Gerçekten bir ruhu özgür bırakmıştım. Merdivenlerde eğildim ve kurşun ile parçaladığım zinciri kızın ayağından çıkardım. Minicik bileklere sahip ufak bir kızdı, belli ki uzun zamandır yemek yemiyordu, zayıf ve güçsüzdü. Zinciri çıkardıktan sonra, yavaşça minik meleği kollarımın arasına aldım. Dar merdivenlerdeki korkunç sandığım o varlık, tüm saflığı, tüm masumiyeti ile kollarımdaydı şimdi. Merdivenleri yavaşça inmeye başladım.

...

" İyi olacaksın, söz veriyorum.. "

gözümdeki yaşları silmeme olanak yoktu belki, ancak saklamam için de bir gerek olduğunu düşünmüyordum açıkcası. Şefkatin damlaları yanaklarımı yalayarak aşağıya süzülürken, ben uzun holde yürüyordum. Minik gözlerini araladı hafifçe. Gözlerin deki korku, sevgi açlığı ve tedirginliği gördüm. Kapıya yaklaştığımda, tabloları süzdüm, yavaşça. Tebrik ve zafer nidaları atarcasına bakıyorlardı artık. Ansızın içimde bir ürperti olmuştu. Tamamen korunmasızdım şu an. Ya arkamdan, minik kızı bu halde bırakan kişi bana saldırırsa diye bir düşünce beynimi yemeye başlamıştı. Adımlarımı sık ve hızlı atmaya başladım. Kapıya vardığımda ise duyduğum ses, bulunduğum ortamda bir insanı iliklerine kadar ürkütecek bir elektrikli testere sesiydi. Havayı yarışı ve hızla bana yaklaşması muazzam bir korku oluşturmuştu içimde, ansızın kapıyı olağan gücümle tekmeledim, ancak artık çok geçti. Kafamın hemen arkasında testerenin sesini duymuş, beynimin derinliklerine işlemesini hissetmiştim. Artık çok geçti, herşey bitmişti..

...

Bir kaç saniye sonra, kafamın hala tek parça olduğunu hissedip hızlıca dışarı çıktım. Arkama bakmaya bile cesaret edemeden Cadillac'ıma yöneldim. Yola çıkmadan önce kaldırım boyunca olabildiğine hızlıca yürüyordum, ancak kollarımdaki kızı sarsmamak için çaba sarf ettiğimden, çok da hızlı hareket edebiliyor değildim. (...)"



Devamını getireceğim, olay örgüsünü kurdum ancak bir kişisen yardım istedim. Onunla birlikte bitireceğim bu minik hikayeyi..

Tim A. Georgean (Boğaçhan Nakman)