ησвℓe Ŧ๓

"Ana Siteye ulaşmak için buraya tıklayın."

1 Mart 2010 Pazartesi

~ Minik bir melek..

Bir bebeğin insan hayatını mükemmele çevirebilecek gücü vardır, bu gücü de farkında olmaksızın kullanır her fırsatta. Ne yapar, nasıl yapar bilinmez ancak cidden etkisi olur bu durumun. Hele de o bebek minicik ve mavi gözlü ise..

Sadece gülümser sana..

O sadece gülümser ve yaptığının farkında değildir ancak bu gülümseme birçok şeyi olumluya çevirir hayatta. Bugün olduğu gibi..

Okuldan canım sıkıldığı için kaçmıştım, nezleydim ve bacaklarım cidden acı veriyordu. Aklımda ise gidebileceğim tek bir yer vardı. Oyun Mühendisi. Soğuk ancak güzel bir hava vardı dışarıda, kapşonu kafama kapadığım halde hafifce kulaklarımı yalıyordu cılız rüzgar. İnsanların telaşlı bir halde koşturması, arabaların birbiriyle olan amansız yarışları ve duraktaki karmakarışık gürültüyü duyuyor ve izliyordum sadece. Hayattı bu aslında, bir sürü akıl almayan karmaşa ve curcuna. Şehrin derinliklerinde, kalbindeki kaos..

Otobüse bindiğimde sadece uyumak istedim, Avcılar'a varana kadar da devam etti bu uyku, sarsılmış bir şekilde otobüsten inmiştim çünkü yaşlı bir kadın ve genç bir kız oturduğum koltuğa, ben varken düştüler. Sıyrılıp aşağıya indikten sonra o temiz olmasa da dostani bir biçimde bana eşlik eden rüzgar ile buluştum yine. Metrobüs'e binene kadar eşlik etti bana saklı ve usulca, içeriye girerken beni selamlarcasına kükredi ve eski usul haline geri büründü. İneceğim yerde bana gideceğim yere kadar eşlik edecekti ve benim inmemi bekleyecekti biliyordum. Kafamı cama yasladım ve dışarıda kendilerini parçalarcasına bir yerlere giden araba sürüsünü izlemeye koyuldum.. Ta ki o bebek karşıma gelinceye kadar..
Hayatımda gerçekten onun gibi gözlere sahip bir varlık görmemiştim(sibirya kurtları hariç) mükemmel ve minik gözlerdi, tombulca yanakları ve fındık kadar burnunu saymıyorum bile tatlılığını anlatırken. Hayatımda olacaklardan endişe duyar bir biçimde düşünür haldeyken tabiri caizse " Tanrı göndermişti " o ufacık kızı. Gerçek bir melek gibi bir ifade vardı suratında, masum ve sevimli. Ve bir anda o muazzam şeyi yaparak tüm hissiyatımı ve ruhumu pozitife, hatta pozitif'in en uç kutubuna çevirdi..

Gülümserken resmen en tatlı anime karakterlerine benziyordu. Kafasında kulak kısımları uzun pilot şapkası tarzı bir pembe şapka vardı ve gülümseyince bir gözünü kapayacak şekilde aşağıya düştü o şapka. Öyle tatlı bir görüntüydü ki, kızı alıp eve götüresim geldi. Rüzgarın dertlerime dostani olan eşliğini bile unutmuştum bir meleğin bana gülümsediğini görünce. Onlar inmeden önce ben inecektim, bir an bu duruma lanet ettim açıkcası. Bu kadar tatlı bir varlığı bırakıp, git gide benden uzaklaşmasını anbean izleyecek olmanın verdiği üzüntü moralimi bozmaya başlamıştı. Ancak o minik kız sanki bunun farkındaymışcasına ara ara bana bakıyor ve gülümsüyordu..

Mutluydum, indiğimde rüzgar dertlerime değil mutluluğuma destek çıkarcasına neşeli neşeli esip gürlüyordu ve ılıktı artık. Oyun Mühendisi'nin önüne gelene kadar eşlik etti bana, dükkanın kapalı olduğunu ve benim de bu yazıyı dışarıda yazdığımı düşünürsek eğer, hala da eşlik etmekte..

Bir bebeğin gülümsemesi bu kadar çok yaşatır insana, böyle bir mutluluk yok denecek kadar azdır hayatta. Kaos'un içine, bu karmaşayı sonlandırmak için inmiş bir kaç melekten biridir bu kız herhalde. Kim bilir dışarıda olduğu sürece kaç insanı mutlu edecek, kaç kişinin daha moralini düzeltecek bu minicik melek. Ve bende yaptığı tek etki de bu değildi.

Tüm umudum, tüm gücüm geri gelmiş durumda şu an. Tam anlamıyla aşk ile savaşabilecek bir durumdayım, yaşanmaya değer şeylerin olduğunu bir kere daha fark ettim, git gide de fark ettiğim şeyler çoğalıyor açıkcası. Yakında çok daha güçlü ve bilinçli olacağım ve başka amaçlar için yaşamaya devam edeceğim. Ancak o zamana kadar da savaşacağım tabi ki, her zorlukla karşılaştığımda o melek gülümsemesini aklıma getirip durmayacağım. Ve en önemlisi, yazacağım..

" Daha güçlü ve bilinçli olmak için.. "

Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )