ησвℓe Ŧ๓

"Ana Siteye ulaşmak için buraya tıklayın."

15 Ocak 2012 Pazar

~ Beklenti..

"Gerçekçi ol.. İmkansızı iste.."

Hangi konuda, Che? Gerçekçi olalım hadi birlikte. Sana alışmış, bağımlılık yaptığın insan seni ne kadar sevebilir? "Gerçekçi ol.. O'nu iste?" kolaysa tabi. Birşey söyleyeyim, değil. Uzun uzuna anlatabilirim bunları. Susmadan. Bir sigara yakar ve dumanıyla birlikte, burada saatlerce kendi dumanımda boğulabilirim. Hak ediyorum çünkü, benim yazabilmem için, acı çekmem gerek. Yazabilmem için, birşeylerin olması demek bu..

"İmkansız diye birşey yoktur.."

Ölmemek. Kaçınılmaz son. Kimsenin kandıramayacağı keskin zeka..
Ancak ne var biliyor musun, bazen kandırabileceklerinin yanında, kandıramayacakların gerçekten devede kulak kalıyor. Tüm insanlık, tüm yaradılış önünde diz çökerken, sen ölümün önünde diz çökmek zorunda kalıyorsun, bu gerçekten acı verici. Ne kadar aciz olduğumuza bak. Farkındayım, bu sıralar cesaretlendirici konuşmalar yapamıyor, olabildiğince kolaya kaçmaya çalışıyor olabilirim.. Ancak bu karşımdaki kişiyle alakalı sadece. Değişirse, değişiyorsun..

"Verebileceğin en büyük karar, seni en çok zorlayabilecek karardır.."

Kararlar bazen gerçekten zorlayıcı oluyor insan hayatında. Olağandışı konularda, olağan kararlar vermen gerekebilirken, basit bir tercih için günlerce kendini yok eden bir hal alabiliyorsun kolayca. Beklentiler devreye giriyor da diyebiliriz aslında değil mi? ..

Bütün gün boyunca beklediğin bir telefon olabilir bu, istediğin kişiden görmeyi umduğun ufak bir ilgi kırıntısı belki, belki de herşeyin yoluna girmesi için verdiğin çabalara karşı atılmış minik bir adımdır beklenti dediğin, ya da öyle adlandırdığın şey. Garip, ki sen o kadar uzun bir bekleyiş süreci içinde kendi kendini bitirir ve sürekli birileri tarafından düşünmeye sevk edilirken, o'nun ne yaptığı, kiminle konuştuğu, kimlere ilgi gösterdiği hakkında hiç bir fikrin olmaz. Canını sıkar, keyfini bozar bu durum, uzun lafın kısası. İyi hissetmezsin kendini, yaptığın şeylerden zevk almazsın ve aklına tek bir soru gelir..

"Madem böyle olacaktı.. Neden tekrar.. Neden..?"

Sorduğun bu basit soru, değersiz hayatın boyunca doğru sorulan o nadir sorulardan sadece biridir işte. Ancak, durum o ki hiç bir cevap bulamazsın, hiç bir cevap alamazsın da karşındaki kişiden.. Yeri gelir, seni umursamaz, orada olduğunun bile farkına varmaz belki, belki isteyerek yapar bunu. Ve sen ki, sadece o özlediği zaman değerlisindir o'nun için. Sadece o özlediği, ilgi göstermek istediği zaman oradasındır. Ki, kişinin farkına varmadığı şey ise şu, "Ne olursa olsun, o geri döndüğünde oradasındır..". O'nun gözden kaçırdığı ufak bir kısımdır ve düşünmez bile bunu, düşünmeye gerek duymaz hatta. Küçük birşeydir çünkü bu o'nun için..

Toparlayacak olursam, sen sürekli canını sıkan beklentiler içerisindesindir, ancak durmadan birşeyler için çabalarsın, o "belki" farkına varır diye sürekli denersin, birşeyleri iyiye dönüştürmek için.. Durmadan konuşursun, yeri gelir durmadan savaşırsın, durmadan o'nu düşünürsün belki, durmadan yazarsın ya hani..

"Daha güçlü ve bilinçli olmak için.."
Boğaçhan Nakman~

14 Ocak 2012 Cumartesi

~ Merhaba.. Tekrar..

"Herkese bir açıklama borçluyum, çünkü saklayacak hiç birşeyim yok.."

Evet.. Susarak bir yere varamayacağını, ne olursa olsun asla da susmaman gerektiğini anlatacağım bu yazıyla.. Ne olursa olsun. Yaşanılan onca şeye rağmen, insanları tanıyamayacağını söylüyorum sana, evet.

Düşün biraz, tüm hayatını, yaşadıklarını belki yaşayacaklarını, yaşaman ya da yaşamaman gerekenleri.. Hak ettiklerini, etmediklerini, söylemen gerekenleri, söyleyemeyeceklerini.. Sana tek bir hikaye anlatacağım bugün, eğer yeteri kadar sabırlıysan. Onca şey yaşadım, hayatımı tekrar düşününce, yaşadıklarımda büyük hatalar buldum, zaafım olan ve gerçekten bana yararlı olmayacak yanlış şeyleri tercih ettiğimi anladım. Bugün yaptığım, bütün bunlarla yüzleşmek. Saçma ve pek konusu olmayan bir yazı bu. Sadece tekrardan merhaba demek istedim, buraya döndüğüm için. Belki çoğu insan okumayacak bile, içinde bulunduğum karamsar karakterin farkına bile varmayacaklar, evet. Ancak sen.. Sen hepsini biliyor olacaksın önündeki birkaç dakikanın sonunda..

"Uzun bir yola çık.. Sonunda yeni bir hayat seni bekliyor olacak.."

Tabi, vazgeçmemek zorundasın hayatından, nasıl hatalar yaparsan yap, ne söylersen söyle, ne düşünürsen düşün. O ringe çıktığında, geri dönemeyeceğinin verdiği farkındalıkla vazgeçmeyeceksin. İnsanlar ne düşünürse, ne söylerlerse söylesinler. Her zaman tek başına olduğunu da unutmayacaksın ancak. Düşmemek için arkadaşlara, sevgililere ya da ailelere ihtiyacın yok. Ne olursa olsun, ne yaparsan yap her zaman yalnız kalacaksın. Bu söylediğim kesinlikle karamsarlığımın bir göstergesi değil, düşün. Sesinin çıkmadığı, yetmediği yerlerde kendi kendine konuşacaksın, gücünün yetmediği yerde, gücü içinde bulacaksın, bunları başkalarıyla yapamayacaksın.. O yüzden teksin, o yüzden sen sana yetersin. Bu söylemek istediğim. Farkındalığına vardığım sayılı şeylerden biri bu da. Kendimi buraya vermek benim için gerçekten kolay değil çünkü. Yapabileceğim, elimden birşey gelmediği zaman, herşeyi insanların yüzüne söyleyebilmek için burada oluyorum. Bahsedeceğim küçük hikayeye geleyim..

Aslına bakarsan, anlatacağım bir hikaye yok senin için. Sadece sana iki farklı yolda bazı şeyler açıklayacağım. Birincisi olabildiğine basit; "Eğer, bütün bu yazıyı, o hikayeden ders çıkarmak için okuduysan, tam anlamıyla çaresiz ve aciz bir durumdasın..". Tabi, ikinci olarak da şunu söyleyebilirim; "Eğer, sadece devam edecek cesareti kendinde bulup, bana değer verdiğin için buradaysan, seni takdir ettiğimi söyleyebilirim..". Özellikle, seni kutlarım. Tekrar bu yazıyla aranıza döndüğüm anda, bu zevki benimle paylaşıyorsan, bütün yazacaklarım senin için olsun, nice uzun yıllara adım atacağız seninle..

Ancak, tek önemli olan bu değil, aslen en önemli olan da bazen herşeye tekrar başlamaktır ya, hiç susmadan insanlarla konuşarak anlaşmaya çalışmak, onları tanımak.. Ne olursa olsun vazgeçmemek, durmadan yazmak hani..

"Daha güçlü ve bilinçli olmak için.."
Boğaçhan Nakman~

7 Mayıs 2011 Cumartesi

19 Aralık 2010 Pazar

~ Yeni bir gün..

Çevremde hala insanlar var, evet. Çoğunu verdiğim bu büyük savaşta kaybetmiş olsam da, yeni bir güne başlayacak gücüm var.

Evet, yeni insanlar var artık yanımda. Garip olan ise, büyük bir sınav telaşı içerisinde olmama rağmen bunları yazabilecek ve arkadaş edinebilecek vaktim olması. Sanırım bu bir çeşit özrü yaşadığım hayatın. Neden sence? Niye özür dilesin ki hayat basit bir insandan? Kutubun keskin soğuğu gibi duygulara sahip olan hayat, neden yapsın bunu?

"Gerekirse, hayatını harcayabileceğin bir savaş ver. Mutlak zafer ve yeni bir hayat seni bekliyor olacak."

Doğruluğu tartışılır mı bilmem, anlatayım. Hayatın basit değil tabi, benim büründüğüm onca hayat gibi. Korumak için bir şekilde çabalar ve her ne olursa olsun kaybetmek istemezsin. Ancak düşün ya bütün herkes üzerine gelirse, hayatını kaybet diye? Nasıl kafa tutarsın onca insana?

Zamanlar boyu, nereden geldiği, ne donanmayla, ne zaman, ne yapacağı belli olmadan onca zırhla süvariler gibi üzerine saldırmaya hazır bu insan ırkından nasıl kurtulursun? Birşeylere ihtiyacın olur genelde, evet. Silahlanman gerekir bazen, en barışçıl insan olsan dahi. Yeni bir günü, yeni bir hayatı yaratabilmek için kişilik avına girersin bazen. Farklı bir rol bürünüp, o süvari birliğine sızman gerekir. Nasıl mı?

"Bazen bir şeyi saklamanın en iyi yolu, onu ortalık bir yerde bırakmaktır.."

Bunu kendine uygulayarak evet. Bir benlik yaratıp insanları etkilersin, seni seven, sana değer veren insanlardan güç alarak. Seni sevenler, yardım edemeyebilirler, güçlü olmayabilirler. Ancak onlar ne kadar güçsüz olursa olsun. Kaybetmezsin. Kahraman olarak bazı şeyleri göze alıp daha fazla savaşırsın. İşte, bazen av bu olur. Bu işin arkasından farklı bir karakterle, düşmanlarına yaklaşırsın..

"Barbarlık ve hainlik bu!" diyenleri duyar gibiyim. Evet, böyledir de bu. Doğanın kanunlarına göre yaşar her insan, sen neden onlardan biri olmayasın ki? Şanslıysan, iyi biri olup şu yüce Tanrı'nın sana yardımcı olacağı günü bekleyebilecek kadar uzun yaşarsın. Bana kalırsa, Tanrı'n, sensin. İster ve savaşırsan, alamayacağın şey, kazanamayacağın savaş ve yaratamayacağın bir hayat kesinlikle olmaz. Sadece direnmesini, acı çekmeyi ve intikam almayı iyi öğrenmen yeterlidir. İşte o zaman bulacaksın uğruna hayatınızı feda edebileceğin bir savaş.. İşte o zaman kazanacaksın.. Kazandığım büyük savaşların arkasındaki güçlü yan budur, şu anda böyle olmamın nedeni de. Bazıları ucube der, bazıları kahraman. Ancak kendim ve güçlü olduğumu bilmenin onuruyla girerim savaşlarıma. Sen de kazanabilirsin.. Deneyerek, tırnaklarınla kazıyarak, birşeyler elde edebilirsin..
Tabi o zamana kadar, durmadan, yorulmadan, vazgeçmeden..

Zorla haddini, elinideki tüm güç ile..

Tim A. Georgean (Boğaçhan Nakman)

10 Ağustos 2010 Salı

~ Doğum günü..

" Doğum günün kutlu olsun! "

Ne kadar basit, ne kadar kuru bir tebrik biçimi. Tabi, elinden sadece o geliyorsa hiç yoktan iyidir. Bu gün annemin doğum günü ve ben sabahtan beri nasıl farklı birşeyler yapabilirim diye telaşlı bir düşünce seli içindeyim..

En azından içindeydim. Artık değilim, onu buradan tebrik edeceğim. Tamamen duygularımla, kelimelerimle. Bu beni büyüleyen ortamda, gerçekten iyi bir kutlama olacağına inanıyorum ben. Ellerimi ovuştururken, bir andan da neler yazabileceğimi, neler söyleyebileceğimi düşünüyorum. 40 yaşına yaklaştı kendisi ama hala güzel, hala bilgili ve hala kendi burnunun dikine gitmeye çalışan biri. Bir çok zorlukla karşılaştı kendisi şu yaşına kadar, ancak hiç bir zorluk pes etmesini sağlayamadı ve gerçekten böyle bir kadının arkamda olduğunu bilmek gerçekten gurur verici. Uzun uzun onu anlatabilirim burada, bana verdiği değeri, benim için yaptığı, yapmaya çalıştığı şeyleri anlatabilirim. Ama bunları sadece benim bilmem, onu daha da ulu kılmak için yeterli gözümde. Sadece gerçekten bunca yıl yaşayıp, bunca yıl beni yaşatıp, bunca yıl bana sahip çıkmış olması onun gerçekten güçlü biri olduğunu gösterdiği için ona nasıl imrendiğimi, zaman zaman onun gibi nasıl olabileceğimi düşündüğümü söylemek yeterli diye düşünüyorum. Bir bu kadar daha yaşamasını, benimle birlikte olup, bana doğru yolu göstermesini istiyorum. Her daim yanımda olmasını istiyorum. Kendi başıma da gayet iyi yaşayabilmeme rağmen "anne" olarak onun yanımda olmasını istiyorum. Biliyorum çünkü, hiç bir kimse, hiç bir kadın onun yerini doldurabilecek seviyede değil benim için. Çok fazla konuştuğumu düşünüyorum.. Çenemi kapatma zamanı.

" Seni seviyorum anne, her zaman benimle olman dileğiyle.. Doğum günün kutlu olsun.. "

Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )

8 Ağustos 2010 Pazar

~ Karanlık Merdivenler..

"(...) Kapıdan içeriye yavaşça girdiğimde, beni ufak bir holden başka birşey beklemiyordu. Yavaşça ilerlediğimde, ortalığın karanlık olduğunu yeni fark etmeye başlamıştım. Loş bir ortamdı, ilerlerken duvardaki aile sembolleri ve yağlıboya tablolarına bakıyordum. Bir süre yürüdükten sonra bir merdiven ile karşılaştım. Uzun, dar ve karanlık merdivenlerdi bunlar. Yavaşça sol ayağımı atarak ilerlemeye başladım. Minik adımlarla tırmanıyordum dar merdivenleri. Neden sonra birşey fark ettim. Karanlık merdivenler arasında ufak bir kız oturuyordu. Etrafın siyahlığında dikkati çeken sadece beyaz uzun geceliğiydi. Yalnızca o ve ben vardık o karanlık ve dar merdivenlerde, an geçti ve göz göze geldik. Gri gözleri ışık gibi parıltı saçıyordu. Ürkütücü ancak, vazgeçilemeyen bir görüntüydü bu. Hiç olmadığı kadar korkmuş ve bir o kadar da cesaretlenmiştim. Yavaşça lekeli duvar kağıdında ellerimi sürterek yürümeye başladım. Profesyonelce yapılmış kirli ve tozlu tabloların arasında ellerim kayıyordu adeta. Kıza doğru yürümeye devam ettim ve yavaşça yanına yaklaştım. Yanına oturduğumda, korkum tamamen silinip gitmişti adeta. Ufak kız zorla oraya oturtulmuş ve bacaklarından merdiven tahtalarına zincirlenmişti. Elimi una uzattığımda, korkarak geri çekilmesi kalbimde birşeylerin paramparça olmasına neden olmuştu. Elimi yavaşça indirdim. İkimizin de gözlerinden birer damla yaş aşağıya süzülmüştü ki, bu bizim kalplerimizin birliğini gösteriyordu. Minik kıza kısık sesle şunu sorabildim..

" S-sen.. İ-i-iyi misin? "

Kıza doğru adım attığımda, beklemediğim birşey olmuştu, kız ayağa kalkarak, belime sarılmış hıçkırıklarını hiç saklamadan ağlamaya başlamıştı. Elimi kaldırıp, minik kızın kafasına götürdüm. Siyah, uzun ve düz saçlarını kalbimdeki tüm şefkat ile okşamaya başladım. Kızdan yavaşça ve istemeyerek kendimi ayırdım. Üzerimdeki takım elbisenin iç cebine sol elimi attım ve oradaki 9mm'yi çıkardım. Kıza baktığımda, gülümsedim yavaşça. Korkmasına rağmen hiç birşey söylemiyor, tepkide bulunmuyordu. Yavaşça silahı aşağıya doğrultup, göz yaşları arasına tetiğe bastım...

...

Bu gerçekten tutsak bir ruhu özgür bırakmak için olan tek yoldu. Silahımdaki susturucu sayesinde çok ses çıkmadan bitmişti. Kızın minik ayakları yavaşça boşaldı ve merdivenler üzerine devrildi. Karanlık merdivenlerde bir melek yatıyordu sanki.. Silahımı tereddütsüzce yerine yerleştirdim. Loş ışığın vurduğu kapıya doğru kafamı çevirip baktım bir an. Gerçekten bir ruhu özgür bırakmıştım. Merdivenlerde eğildim ve kurşun ile parçaladığım zinciri kızın ayağından çıkardım. Minicik bileklere sahip ufak bir kızdı, belli ki uzun zamandır yemek yemiyordu, zayıf ve güçsüzdü. Zinciri çıkardıktan sonra, yavaşça minik meleği kollarımın arasına aldım. Dar merdivenlerdeki korkunç sandığım o varlık, tüm saflığı, tüm masumiyeti ile kollarımdaydı şimdi. Merdivenleri yavaşça inmeye başladım.

...

" İyi olacaksın, söz veriyorum.. "

gözümdeki yaşları silmeme olanak yoktu belki, ancak saklamam için de bir gerek olduğunu düşünmüyordum açıkcası. Şefkatin damlaları yanaklarımı yalayarak aşağıya süzülürken, ben uzun holde yürüyordum. Minik gözlerini araladı hafifçe. Gözlerin deki korku, sevgi açlığı ve tedirginliği gördüm. Kapıya yaklaştığımda, tabloları süzdüm, yavaşça. Tebrik ve zafer nidaları atarcasına bakıyorlardı artık. Ansızın içimde bir ürperti olmuştu. Tamamen korunmasızdım şu an. Ya arkamdan, minik kızı bu halde bırakan kişi bana saldırırsa diye bir düşünce beynimi yemeye başlamıştı. Adımlarımı sık ve hızlı atmaya başladım. Kapıya vardığımda ise duyduğum ses, bulunduğum ortamda bir insanı iliklerine kadar ürkütecek bir elektrikli testere sesiydi. Havayı yarışı ve hızla bana yaklaşması muazzam bir korku oluşturmuştu içimde, ansızın kapıyı olağan gücümle tekmeledim, ancak artık çok geçti. Kafamın hemen arkasında testerenin sesini duymuş, beynimin derinliklerine işlemesini hissetmiştim. Artık çok geçti, herşey bitmişti..

...

Bir kaç saniye sonra, kafamın hala tek parça olduğunu hissedip hızlıca dışarı çıktım. Arkama bakmaya bile cesaret edemeden Cadillac'ıma yöneldim. Yola çıkmadan önce kaldırım boyunca olabildiğine hızlıca yürüyordum, ancak kollarımdaki kızı sarsmamak için çaba sarf ettiğimden, çok da hızlı hareket edebiliyor değildim. (...)"



Devamını getireceğim, olay örgüsünü kurdum ancak bir kişisen yardım istedim. Onunla birlikte bitireceğim bu minik hikayeyi..

Tim A. Georgean (Boğaçhan Nakman)

22 Temmuz 2010 Perşembe

~ Son ve Yeni bir başlangıç..

Son..
Evet son.

Bir daha başlamamak üzere bir aşk kapandı artık. Bir hafta kadar bekledim, geri döner, belki geçer bu tatsızlık diye. Ona her şeyden fazla değer vermişken, bu haldeyim. Olabilir..

İnsan kimseye değer vermemeli belki. Belki mi? Fazla oldu büyük ihtimalle, ihtimal? Hayır, kesinlikle fazla oldu. İnsan kimseye değer vermemeli, kimseye bağlanmamalı. Sevip, bittiğinde üzülmemeli insan. Hayatını bu şekilde yaşamalı.. mı?

" Aşk hayatın anlamıdır.. "

Bu lafı kim söylediyse, çıkabilir mi karşıma? Hangi ahmak, ne cüretle söyledi bunu? Herneyse. Kabalık olmamalı burada. Herşey gerçek olmalı ki, inanabilelim. Uzun sürmedi. Biri içten konuştu benimle, içten.. Hakikatten ses doğurdu içimde, ateşi alevledi. Ve şunu söyledim..

" Sevgili de bulurum, başka birşey de.. Kimseyi ilgilendirmez, ilgilendirecekse, terketmeseydi.. "

Doğru bir kanı mı? Yaşayacak daha fazla birşey var mı? Bence yok, sizce de öyle mi? Sürekli aşağılanıp, sevmeme rağmen sevmemekle ithaf edilmek zor birşey, bunu bilemeyebilirsiniz. Ki kaderim. Değer verebiliyorum kolayca. Her neyse.. Sadece birşey söylemek için buradayım.

" Artık, daha güçlü ve bilinçli olmak için değil.. Hayatın "beste"sine ayak uydurmak için yaşıyorum. "

Tim A. Georgean (Boğaçhan Nakman)