Saat tahminimce 02:10 civarıydı..
Yanımda olan sadece iki kişi vardı. Dilek ve Osman. Bu iki muazzam insana teşekkür ediyorum gerçekten. Yanımdalardı ve benimle konuşuyorlardı. Blog'a başladım gece. 3 yazı yazdım. Uykunun zihnimi dinlendireğini düşünüyorlardı. Onlara uyup yattım, bu günün bu kadar zor olduğunu bilseydim eğer daha erken yatardım eminim buna..
Uandığımda saat 10 civarıydı..
İlkay'ın telefonuyla uyandım. Gerçekten başım ağrıyordu, 15 dakika boyunca aradı ev telefonunu. Kalkıp açtım en sonunda. Güzel ve tatlı biriyle güzel ve tatlı bir konuşma yaptım 25 dakika botunca.. Konuşma bittiğinde uyumuştum..
Tekrar uyandığımda kardeşim hayvan gibi odaya dalmıştı ve saat 15:30 felandı.. Elimi yüzümü yıkamadan bilgisayara yapıştım. Cam açıktı ve temiz bir hava geliyordu dışarıdan.. Dilan'a baktım MSN'den online mı diye. Umutla ve sevinçle. Ancak kırıldı hepsi, cam gibi dağıldı yere..
Kalktım.. Biraz müzik eşliğinde duş aldım. Kısa, sıcak ve rahatlatıcı bir duştu. Geri geldiğimde Dilek ile biraz chit-chat gibi birşey yaptık. Rahatlayıp rahatlamadığımı sordu, cevaplayınca blog fikrinin kötü olduğunu söyledi. Bende karşı çıkıp bugün üzerinden yazmaya başladım..
Yazdım, yazdım, yazdım..
Bitirdiğimde Blog'a çocukluğumun büyük bir kısmını koymuştum. Yaşayamadığım çocukluğun. Dilan'ın gelmesiyle bir sevinç kapladı kalbimi.. Dilek'le konuştular.. Bekledim ve başka şeylerle ilgilendim. Konuşmaları bittiğinde sadece bir göz kırpma işareti geldi Dilek'ten. Birazcık da olsa kalbimde bir umut doğdu. Ancak Dilek'in söylediği bir şey aklıma takıldı.. Aslında sadece Dilek değil, Seda da, Simge de aynı şeyi söylüyordu. " Eğer gerçek bir karar vermek istiyorsan, aşkını geri istiyorsan İlkay'dan kurtulmalısın.. "..
Ardından, Sıla'ya bana yap dediği şeyi yaptığım için olanları düzeltmesini istedim. Yapabileceğim en iyi şey buydu. Elimden geleni yapmıştım çünkü..
Konuşma sonunda Sıla kameradaydı. Bir öpücük yolladı ve göz kırptı.. Mutluluğum ikiye katlandı. Sıla regl zamanında, çok kötü olduğu bir anda benim için uğraşmıştı ve ben onu daha çok seviyordum artık. Sevindim.. Dilan'la konuştum, tüm cesaretimle. Beklediğim cevabı aldım.. " Beni değiştiğine inandır.. " demişti. Mutluydum. İnanılmaz mutluydum hemde. Dilan çıktıktan sonra da blogla ilgilenmeye devam ettim. Neler yapsam diye. Sıla'dan aldığım bir parçayı dinledim ve Dilan'ın MSN'deki avatarına baktım..
Naruto ve Hinata vardı. Bu bile hala beni sevdiği anlamına geliyordu. O beni severken, ona karşı birşey hissetmeyecek kadar aşağılık değilim iyiki. Ona tekrar tekrar aşık oluyordum. O her şeyiyle tek olacaktı...
İlkay sürekli kişisel iletisini geğiştirip melankolik yazılar yazıyordu. Üzüyordu bunlar beni. Gerçekten üzüyordu. Ona da yazıktı, ancak elimden birşey gelmezdi. Aşk'ın sevgiden çok çok daha üstün olduğunu öğrenmiştim artık. Uğur'a blog'umu tanıtacaktım. Adresi verdikten sonra, " Bu yazanları azından duymayı tercih ederim.. " dedi. Ben de hayatımı, tüm yalanlarımı, yaşadığım her şeyi ayrıntısıyla ona anlatmaya karar verdim.
Başladım anlatmaya...
Bitirdiğimde, o da bana içini dökmeye karar vermişti. Onun çocukluğu daha acıklıydı. Ancak anlatmayacağım. Buraya sadece kendi hayatımı yazıyorum o kadar. Konuşmaya hala devam ediyoruz.. Neler olacak bilmiyorum bu gün. 1 saat kaldı şunun şurasında. Gün 1 böylece bitti işte.. Bakalım yarın neler olacak? Yarını da yazacağım.. Öbür günü de. Hep yazacağım..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
9 Şubat 2010 Salı
~ Çocukluk..
" Çocukluk.. "
Yaşayamadığım, yaşamaya geç kaldığım bir olgu. Bu yüzden aptalım ve yaşımın gereksinimlerini karşılayamıyorum, benden küçük insanlarla anlaşabiliyorum. Ama bunun tek sorumlusu varsa eğer o da tamamıyla ebeveynlerimdir...
Hepinizin olmazsa olmaz dediğiniz ebeveynleriniz, aileniz. Sizin kişilik ve karakter bozukluklarınızla ilgilenmeyen, sadece size emirler yağdıran, çalıştıkları için sizi sorunlarınıza vakit ayırmayan lanet olasıca aileler. Ama onlardan " Neden benimle ilgilenmiyorsun? " sorusunun cevabını istediğinizde; " Sana her istediğini alıyoruz! Çok şımarıyorsun, seninle ilgilenmediğimizi nasıl söylersin!? " cevabını alırsınız. Ancak onlar o küçük beyinlerine bunu sokamıyorlar, sizin ihtiyacınız olan şeyin para yerine sevgi olduğunu anlamak istemiyorlar. Bana sevgi göstermediler, sürekli " Şuraya git!, Bunu yap!, Büyükler söz vermeden konuşma!, Kes sesini!, Senin aklın ermez! " gibi aptalca aşağılayışlarla yaklaştılar, yaklaşmaya çalıştılar. Yaptığım hiç bir haltı beğenmediler. Rapper oldum " Serserimisin oğlum sen? " dediler, takım elbiseyi üstümden çıkarmadım " Senin yaşın kaç başın kaç? " dediler, uyumlu renklerde spor giyindim " Ulan pijamalarla dışarı çıkıyorsun! " dediler. Evet bu kadar aptal bir çevrem var. Artık kendime karıştırmıyorum. Beni iyice bir sadist yaptıklarının farkındalar artık. Bana karşı olur olmadık yere birşey yaparlarsa onlara zarar vereceğimden korkuyorlar artık. Ama yine de egolarını tatmin etmek için beni kullanıyorlar. Hala beni törpülemeye, insanlar arasında sivrilen uzuvlarıma karşı çıkmaya çalışıyorlar..
Ama sorun bu değil. Sorun benim, onlar artık bana birşeyler yapamazlar. Çekip gitsem, kendi başıma yaşasam ki bunu yapabilecek kapasitedeyim artık. Çalışıyorum, düzenli bir işim var. Gönüllü aktivitelere katılıyorum, okulumun en sosyal öğrencilerinden biriyim. Genelleme yaparsak çok parlak olmasam da yine de aklı yerinde, durumu iyi biri gibi görünüyorum. Ancak beni ruhsal anlamda tanıyan insan yok. Beni anlayan. Ve haklısınız ben de sizleri anlamıyorum, insanlardan nefret etmek gibi sevdiğim bir huyum var. Bu yüzden kimseyi anlamam ve bencilce davranırım. Bazı konularda bencil olmak canımı sıksa da severim bunu. Ancak, gerçek aşkımı bile anlayamama hissi..
Oturup düşününce herkesi anladığımı anladım şimdi. Ancak anladıklarımı göstermek yerine " Hep benim dediğim olsun! " diyorum. İnsanlar da onları anlamadığımı düşünüyor. Sevdiğim kızın nasıl acı çektiğini biliyorum. Bu içimi karartıyor, canımı yakıyor, resmen ölüme yaklaştığımı hissettiriyor. Kimse ile konuşmamayı tercih ediyorum şu andan sonra. Ne yaparsam yapayım işleri daha da bok edeceğime inanıyorum. Bazıları güç vermeye çalışıyor, " Adamım durma devam et. Başka kız mı yok? " diye. Hepsine " Hassiktir " diyorum. Siz aşktan ne anlarsınız!?
Daha fazla devam edersem eğer ağlayacağım. Devam etmek istemiyorum, ama şimdi yazmayı bitirmem demek susacağım ve vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Her zaman savaşacağım.. Hep yarını düşüneceğim, geleceği. Ve durmadan yazacağım..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
Yaşayamadığım, yaşamaya geç kaldığım bir olgu. Bu yüzden aptalım ve yaşımın gereksinimlerini karşılayamıyorum, benden küçük insanlarla anlaşabiliyorum. Ama bunun tek sorumlusu varsa eğer o da tamamıyla ebeveynlerimdir...
Hepinizin olmazsa olmaz dediğiniz ebeveynleriniz, aileniz. Sizin kişilik ve karakter bozukluklarınızla ilgilenmeyen, sadece size emirler yağdıran, çalıştıkları için sizi sorunlarınıza vakit ayırmayan lanet olasıca aileler. Ama onlardan " Neden benimle ilgilenmiyorsun? " sorusunun cevabını istediğinizde; " Sana her istediğini alıyoruz! Çok şımarıyorsun, seninle ilgilenmediğimizi nasıl söylersin!? " cevabını alırsınız. Ancak onlar o küçük beyinlerine bunu sokamıyorlar, sizin ihtiyacınız olan şeyin para yerine sevgi olduğunu anlamak istemiyorlar. Bana sevgi göstermediler, sürekli " Şuraya git!, Bunu yap!, Büyükler söz vermeden konuşma!, Kes sesini!, Senin aklın ermez! " gibi aptalca aşağılayışlarla yaklaştılar, yaklaşmaya çalıştılar. Yaptığım hiç bir haltı beğenmediler. Rapper oldum " Serserimisin oğlum sen? " dediler, takım elbiseyi üstümden çıkarmadım " Senin yaşın kaç başın kaç? " dediler, uyumlu renklerde spor giyindim " Ulan pijamalarla dışarı çıkıyorsun! " dediler. Evet bu kadar aptal bir çevrem var. Artık kendime karıştırmıyorum. Beni iyice bir sadist yaptıklarının farkındalar artık. Bana karşı olur olmadık yere birşey yaparlarsa onlara zarar vereceğimden korkuyorlar artık. Ama yine de egolarını tatmin etmek için beni kullanıyorlar. Hala beni törpülemeye, insanlar arasında sivrilen uzuvlarıma karşı çıkmaya çalışıyorlar..
Ama sorun bu değil. Sorun benim, onlar artık bana birşeyler yapamazlar. Çekip gitsem, kendi başıma yaşasam ki bunu yapabilecek kapasitedeyim artık. Çalışıyorum, düzenli bir işim var. Gönüllü aktivitelere katılıyorum, okulumun en sosyal öğrencilerinden biriyim. Genelleme yaparsak çok parlak olmasam da yine de aklı yerinde, durumu iyi biri gibi görünüyorum. Ancak beni ruhsal anlamda tanıyan insan yok. Beni anlayan. Ve haklısınız ben de sizleri anlamıyorum, insanlardan nefret etmek gibi sevdiğim bir huyum var. Bu yüzden kimseyi anlamam ve bencilce davranırım. Bazı konularda bencil olmak canımı sıksa da severim bunu. Ancak, gerçek aşkımı bile anlayamama hissi..
Oturup düşününce herkesi anladığımı anladım şimdi. Ancak anladıklarımı göstermek yerine " Hep benim dediğim olsun! " diyorum. İnsanlar da onları anlamadığımı düşünüyor. Sevdiğim kızın nasıl acı çektiğini biliyorum. Bu içimi karartıyor, canımı yakıyor, resmen ölüme yaklaştığımı hissettiriyor. Kimse ile konuşmamayı tercih ediyorum şu andan sonra. Ne yaparsam yapayım işleri daha da bok edeceğime inanıyorum. Bazıları güç vermeye çalışıyor, " Adamım durma devam et. Başka kız mı yok? " diye. Hepsine " Hassiktir " diyorum. Siz aşktan ne anlarsınız!?
Daha fazla devam edersem eğer ağlayacağım. Devam etmek istemiyorum, ama şimdi yazmayı bitirmem demek susacağım ve vazgeçeceğim anlamına gelmiyor. Her zaman savaşacağım.. Hep yarını düşüneceğim, geleceği. Ve durmadan yazacağım..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
~ İçmek..
Sonsuza kadar içmek..
Kendini kaybedene kadar..
Unutup aşkını..
Ölüme varana kadar..
Bu dizeler kimseye ait değil. Hiç kimseye. Ama içmek istiyorum yukarıda yazdığım gibi, " ..Ölüme varana kadar.. ". Bir fayda sağlamayacak, anlık bir unutkanlık olacak. Kötü olacağım sonunda, bu yüzden yapmayacağım! Sorunlarımın içine dalmaktansa onların üzerinden atlamak içn çaba sarf edeceğim artık. Dilek düşünmemi sağladı bu konuda. Eğer böyle devam edersem, anlaşmaya gerek kalmayacak. 7 yıla kalmaz öleceğim. İster miyim ölmek? Tabii ki hayır. Kimse için ölmem ben. Sevdiğimin istediğini yaparım, ancak sonucu bana zarar verecekse eğer.. O beni sevmiyor, zarar görmemi istiyor demektir bu. Kurtulacağım bundan sonra. Şu anki halimden, geçiçi olanlardan.. Kalıcı olanlardan hatta, rahatlayacağım...
Nasıl mı? Önce gidip en sevdiğim içecekten alacağım. Soğuk ve tatlı olacak. Sonra yemek yiyeceğim. Güzel ve lezzetli. Annemler gelene kadar da oyun oynayacağım. En sevdiğim oyunu. Sonra da Dilek'le konuşacağım. Dilan'la da öyle, İlkay'la da. Her birine gereken şeyleri söylemeden önce parçaları yerine toplayacağım. Sonra gerekli şeyler söylenecek, kimisi hayatıma kazınacak kimisi de silinip yok olacak. Kalacağı garanti olan kişiler var tabi. Aramızın iyi olduğu ve kötü günde yanımda olan kişiler. Evet Dilek ve Osman bunlar, kim ne derse desin gitmeyecekler. Yavaş ve usulca hayatıma işleyen bu iki insan hep orada kalacak. Geriye kalıyor iki kişi değil mi? Asıl sorun da orada. İsimlerini biliyoruz hepimiz. Onlar bana inanıyor ya da inanmıyor.. Bunu bulacağım önce, sonra beni isteyip istemedikleri.. İstiyorlarsa neden? Ve benim yanıma olup bana güvenecek kişi yanımda olacak.. Ve yemin ediyorum ki tek olacak..
Mutlu bir hayat, sadece ikimizin paylaştığı özel bir dünya.. Kimse olmayacak ( Dilek ve Osman hariç ). Sadece o ve ben. Kimse bize karışmayacak, kimse ile konuşumayacak. Hiçbirşey paylaşılmayacak ikimizden başka biriyle. O zaman mutluluk ortaya çıkacak..
Ve ben hep seveceğim hayatımdaki kişiyi. Hep onun için yaşayacağım. Yazacağım her zaman...
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
Kendini kaybedene kadar..
Unutup aşkını..
Ölüme varana kadar..
Bu dizeler kimseye ait değil. Hiç kimseye. Ama içmek istiyorum yukarıda yazdığım gibi, " ..Ölüme varana kadar.. ". Bir fayda sağlamayacak, anlık bir unutkanlık olacak. Kötü olacağım sonunda, bu yüzden yapmayacağım! Sorunlarımın içine dalmaktansa onların üzerinden atlamak içn çaba sarf edeceğim artık. Dilek düşünmemi sağladı bu konuda. Eğer böyle devam edersem, anlaşmaya gerek kalmayacak. 7 yıla kalmaz öleceğim. İster miyim ölmek? Tabii ki hayır. Kimse için ölmem ben. Sevdiğimin istediğini yaparım, ancak sonucu bana zarar verecekse eğer.. O beni sevmiyor, zarar görmemi istiyor demektir bu. Kurtulacağım bundan sonra. Şu anki halimden, geçiçi olanlardan.. Kalıcı olanlardan hatta, rahatlayacağım...
Nasıl mı? Önce gidip en sevdiğim içecekten alacağım. Soğuk ve tatlı olacak. Sonra yemek yiyeceğim. Güzel ve lezzetli. Annemler gelene kadar da oyun oynayacağım. En sevdiğim oyunu. Sonra da Dilek'le konuşacağım. Dilan'la da öyle, İlkay'la da. Her birine gereken şeyleri söylemeden önce parçaları yerine toplayacağım. Sonra gerekli şeyler söylenecek, kimisi hayatıma kazınacak kimisi de silinip yok olacak. Kalacağı garanti olan kişiler var tabi. Aramızın iyi olduğu ve kötü günde yanımda olan kişiler. Evet Dilek ve Osman bunlar, kim ne derse desin gitmeyecekler. Yavaş ve usulca hayatıma işleyen bu iki insan hep orada kalacak. Geriye kalıyor iki kişi değil mi? Asıl sorun da orada. İsimlerini biliyoruz hepimiz. Onlar bana inanıyor ya da inanmıyor.. Bunu bulacağım önce, sonra beni isteyip istemedikleri.. İstiyorlarsa neden? Ve benim yanıma olup bana güvenecek kişi yanımda olacak.. Ve yemin ediyorum ki tek olacak..
Mutlu bir hayat, sadece ikimizin paylaştığı özel bir dünya.. Kimse olmayacak ( Dilek ve Osman hariç ). Sadece o ve ben. Kimse bize karışmayacak, kimse ile konuşumayacak. Hiçbirşey paylaşılmayacak ikimizden başka biriyle. O zaman mutluluk ortaya çıkacak..
Ve ben hep seveceğim hayatımdaki kişiyi. Hep onun için yaşayacağım. Yazacağım her zaman...
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
~ Boşluk..
Boşluktayım şu an. Sadece yazmak için yazıyorum, sakinleştiriyor gerçeken. Bir parça paylaşmak istiyorum sizinle. Sözleriyle birlikte. En sevdiğim sanatçının en güzel eserlerinden biri. Milow'dan " One of it. " ...
Milow - One of it
You came over like a midnight appetite
Nobody believes me now
I ran acros and
Saw thousand people on my way
On my way on my way out
One of it, two of it
One of it, we'll make
The most of it
You'll love it
You left me out there
In the arly morning rain
Why would you believe me now
I'm only trying to protect my point of view
I want you to let me in
And you'll try
To give me something to give me
Something
We're onto something we're onto
Something
Let's try
Can you count me in
Can you count me in
..........................................
Bu parça şu an gerçekten ruh halimi yansıtıyor, Birini teselli etmek istiyorum. Bu parça yardımcı oluyor. Birini geri istiyorum, bu parça içimi yakıyor. Sadece istiyorum. Ne olacağı umrumda bile değil artık. Hissizleştim diyemem ama boşluktayım. Hissediyorum birşeyler. Ama " Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal.. ".
Tatlıcık için bir hamle yapsam diğeri gidecek. İkisi birden kalırsa ben değişmeyip yine iğrenç bir insan olacağım. Birinden biri..
" Senin sevdiğin mi? Seni seven mi? "
Cevap bulmalıyım. Bir-iki şişe en az 2 yıllık cinsault şarabıyla birlikte. Yavaş yavaş kanıma karışacak olan alkolü hayal ederek, bütün bunları tekrar yaşayarak olacakları görerek. Neler yaparım bilmiyorum.. Ama sürekli yazacağım. Savaşmayı bırakmayacağım. Herşey benim lehime dönecek.. O zamana kadar yazacağım..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için...! "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
Milow - One of it
You came over like a midnight appetite
Nobody believes me now
I ran acros and
Saw thousand people on my way
On my way on my way out
One of it, two of it
One of it, we'll make
The most of it
You'll love it
You left me out there
In the arly morning rain
Why would you believe me now
I'm only trying to protect my point of view
I want you to let me in
And you'll try
To give me something to give me
Something
We're onto something we're onto
Something
Let's try
Can you count me in
Can you count me in
..........................................
Bu parça şu an gerçekten ruh halimi yansıtıyor, Birini teselli etmek istiyorum. Bu parça yardımcı oluyor. Birini geri istiyorum, bu parça içimi yakıyor. Sadece istiyorum. Ne olacağı umrumda bile değil artık. Hissizleştim diyemem ama boşluktayım. Hissediyorum birşeyler. Ama " Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal.. ".
Tatlıcık için bir hamle yapsam diğeri gidecek. İkisi birden kalırsa ben değişmeyip yine iğrenç bir insan olacağım. Birinden biri..
" Senin sevdiğin mi? Seni seven mi? "
Cevap bulmalıyım. Bir-iki şişe en az 2 yıllık cinsault şarabıyla birlikte. Yavaş yavaş kanıma karışacak olan alkolü hayal ederek, bütün bunları tekrar yaşayarak olacakları görerek. Neler yaparım bilmiyorum.. Ama sürekli yazacağım. Savaşmayı bırakmayacağım. Herşey benim lehime dönecek.. O zamana kadar yazacağım..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için...! "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
~ Başlangıç..
Etrafımdaki bir çok insan blog açmaya başladı. İşin tadını anlattılar ve ben de bana göre birşey olduğunu düşündüm, başlayayım dedim. Bu yazıyı uzun tutmak gibi bir niyetim var ama becerebileceğimi sanmıyorum. Yazıyı tamamen ellerime bıraktım, " Dream Theater - Another Day " parçasını dinliyorum ve kendimden geçmiş bir haldeyim çünkü. Mutsuzluğumdan bir sonraki yazıda bahsedeceğim. Daha ilk yazıda kafanız kaldırmaz. Başlangıçta birşeyler yapabilirim umarım diye düşünüyorum, ki yapmaya başladım zaten. Kafamın karmaşasından yapabileceğim tek her şeyi berbat etmek o kadar, bu blog'u açmamın asıl sebebi de özentilik felan değil. Sadece tüm düşüncelerimi özgürce yazmak istedim. Herşeyi haykırmak istedim..
Bazen bir kurgu bazen bir ıstırap içinde belki, her insan içini dökmeye ihtiyaç duyar belli bir sınırdan sonra. Ben de o sınırı aştım, ki bendeki sınır Everest Dağı'ndan daha yüksek bir seviyede. Ancak insanlar belli şeyleri söylemek, akıntıya karşı gelmek zorundadır kimi zaman, başta saçmalamış olabilirim düzeltmeye gayret bile göstermeyeceğim. Konuşma böyle devam etsin. Sizlere yaşadıklarımı, hissettiklerimi, isteklerimi ve hayallerimi belirteceğim burada. Şu ana kadar kimse anlamadı ve tanımadı beni.. Bu Blog'u takip edenler tanıyacak. Söz veriyorum. Buradayım çünkü sizlere artık gerçek beni tanıtacağım.. Buradayım çünkü artık dayanılamaz bir hayat yaşıyorum.. Yazıyorum..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
Bazen bir kurgu bazen bir ıstırap içinde belki, her insan içini dökmeye ihtiyaç duyar belli bir sınırdan sonra. Ben de o sınırı aştım, ki bendeki sınır Everest Dağı'ndan daha yüksek bir seviyede. Ancak insanlar belli şeyleri söylemek, akıntıya karşı gelmek zorundadır kimi zaman, başta saçmalamış olabilirim düzeltmeye gayret bile göstermeyeceğim. Konuşma böyle devam etsin. Sizlere yaşadıklarımı, hissettiklerimi, isteklerimi ve hayallerimi belirteceğim burada. Şu ana kadar kimse anlamadı ve tanımadı beni.. Bu Blog'u takip edenler tanıyacak. Söz veriyorum. Buradayım çünkü sizlere artık gerçek beni tanıtacağım.. Buradayım çünkü artık dayanılamaz bir hayat yaşıyorum.. Yazıyorum..
" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "
Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
