ησвℓe Ŧ๓

"Ana Siteye ulaşmak için buraya tıklayın."

9 Şubat 2010 Salı

~ Gün 1..

Saat tahminimce 02:10 civarıydı..

Yanımda olan sadece iki kişi vardı. Dilek ve Osman. Bu iki muazzam insana teşekkür ediyorum gerçekten. Yanımdalardı ve benimle konuşuyorlardı. Blog'a başladım gece. 3 yazı yazdım. Uykunun zihnimi dinlendireğini düşünüyorlardı. Onlara uyup yattım, bu günün bu kadar zor olduğunu bilseydim eğer daha erken yatardım eminim buna..

Uandığımda saat 10 civarıydı..
İlkay'ın telefonuyla uyandım. Gerçekten başım ağrıyordu, 15 dakika boyunca aradı ev telefonunu. Kalkıp açtım en sonunda. Güzel ve tatlı biriyle güzel ve tatlı bir konuşma yaptım 25 dakika botunca.. Konuşma bittiğinde uyumuştum..
Tekrar uyandığımda kardeşim hayvan gibi odaya dalmıştı ve saat 15:30 felandı.. Elimi yüzümü yıkamadan bilgisayara yapıştım. Cam açıktı ve temiz bir hava geliyordu dışarıdan.. Dilan'a baktım MSN'den online mı diye. Umutla ve sevinçle. Ancak kırıldı hepsi, cam gibi dağıldı yere..

Kalktım.. Biraz müzik eşliğinde duş aldım. Kısa, sıcak ve rahatlatıcı bir duştu. Geri geldiğimde Dilek ile biraz chit-chat gibi birşey yaptık. Rahatlayıp rahatlamadığımı sordu, cevaplayınca blog fikrinin kötü olduğunu söyledi. Bende karşı çıkıp bugün üzerinden yazmaya başladım..

Yazdım, yazdım, yazdım..

Bitirdiğimde Blog'a çocukluğumun büyük bir kısmını koymuştum. Yaşayamadığım çocukluğun. Dilan'ın gelmesiyle bir sevinç kapladı kalbimi.. Dilek'le konuştular.. Bekledim ve başka şeylerle ilgilendim. Konuşmaları bittiğinde sadece bir göz kırpma işareti geldi Dilek'ten. Birazcık da olsa kalbimde bir umut doğdu. Ancak Dilek'in söylediği bir şey aklıma takıldı.. Aslında sadece Dilek değil, Seda da, Simge de aynı şeyi söylüyordu. " Eğer gerçek bir karar vermek istiyorsan, aşkını geri istiyorsan İlkay'dan kurtulmalısın.. "..
Ardından, Sıla'ya bana yap dediği şeyi yaptığım için olanları düzeltmesini istedim. Yapabileceğim en iyi şey buydu. Elimden geleni yapmıştım çünkü..

Konuşma sonunda Sıla kameradaydı. Bir öpücük yolladı ve göz kırptı.. Mutluluğum ikiye katlandı. Sıla regl zamanında, çok kötü olduğu bir anda benim için uğraşmıştı ve ben onu daha çok seviyordum artık. Sevindim.. Dilan'la konuştum, tüm cesaretimle. Beklediğim cevabı aldım.. " Beni değiştiğine inandır.. " demişti. Mutluydum. İnanılmaz mutluydum hemde. Dilan çıktıktan sonra da blogla ilgilenmeye devam ettim. Neler yapsam diye. Sıla'dan aldığım bir parçayı dinledim ve Dilan'ın MSN'deki avatarına baktım..

Naruto ve Hinata vardı. Bu bile hala beni sevdiği anlamına geliyordu. O beni severken, ona karşı birşey hissetmeyecek kadar aşağılık değilim iyiki. Ona tekrar tekrar aşık oluyordum. O her şeyiyle tek olacaktı...

İlkay sürekli kişisel iletisini geğiştirip melankolik yazılar yazıyordu. Üzüyordu bunlar beni. Gerçekten üzüyordu. Ona da yazıktı, ancak elimden birşey gelmezdi. Aşk'ın sevgiden çok çok daha üstün olduğunu öğrenmiştim artık. Uğur'a blog'umu tanıtacaktım. Adresi verdikten sonra, " Bu yazanları azından duymayı tercih ederim.. " dedi. Ben de hayatımı, tüm yalanlarımı, yaşadığım her şeyi ayrıntısıyla ona anlatmaya karar verdim.

Başladım anlatmaya...

Bitirdiğimde, o da bana içini dökmeye karar vermişti. Onun çocukluğu daha acıklıydı. Ancak anlatmayacağım. Buraya sadece kendi hayatımı yazıyorum o kadar. Konuşmaya hala devam ediyoruz.. Neler olacak bilmiyorum bu gün. 1 saat kaldı şunun şurasında. Gün 1 böylece bitti işte.. Bakalım yarın neler olacak? Yarını da yazacağım.. Öbür günü de. Hep yazacağım..

" Daha güçlü ve bilinçli olmak için... "

Tim A. Georgean ( Boğaçhan Nakman )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Değerlendir, yorum yap ki ne olduğumu bileyim. Ya da çaba sarf edeyim. Edeyim ki okunabilecek birşeyler çıksın ortaya. Yaz hadi.